Pages

Gornji oglas

Showing posts with label Paris. Show all posts
Showing posts with label Paris. Show all posts

Wednesday, April 17, 2013

Home Style | Köy Evinde Hayat

 
                                       Güzel ve de  sade bir yatak odası.
 (Ve mavi beyaz çizgili nevresimler!) ne kadar huzur verici, üstelik bir o kadar romantik....
Zaman zaman kırsalda, sade ve huzurlu bir taş evde yaşama isteğim kabarıyor, hareketli şehir hayatından sonra, pastoral bir yaşama geçmek kolay olmasa gerek, en azından benim için öyle...
Hoş kırsalda yaşamak yatıp yuvarlanmak hiç değil, esas orada daha çok iş var...
Sanırım beni en çok korkutan da bu:)
Çiçekler, sebzeler, köpekler, tavuklar vb. hep ilgilenilmesi gereken bitmez tükenmez işler...
Aslında köy gibi bir yerde bir yazlığım var ama, bu daha kırsal, sade, ....
Yani evdeki fazlalıkları götürdüğümüz yazlıklardan çok farklı:)) Ama hatırası olan eşyalara verdiği değer yönünden bu ev sahibi ile aynı kafadanız bu iyi, en azından ortak bir şey var:pp
 Bu tarz evleri gördükçe, sanırım bu hayali   gerçekleştirmek için en kısa zamanda bir şeyler yapmak isteyeceğim...
İşlerin çokluğu pahasına bile olsa...
Bu eski ahşap zemin döşemeleri  evde  sakin genel bir  hava  yaratmış.
 Evin sahibi, birkaç yıl  Fransa'da yaşamış ve oradan döndükten sonra bu evi hatıralarla doldurmuş,
yatağın başucundaki  güzel portre de dahil olmak üzere...




FRANSIZ TABAKLARLA DOLU BİR BÜFE
MASANIN MERMERİ FRANSA'DAN GETİRİLMİŞ.
*dustjacket attic*


Friday, February 1, 2013

Giambattista Valli Haute Couture 2013

Başta siyah ağırlıklı tasarımlar olmak üzere genel olarak değerlendirdiğimde kendi adıma
defileyi beğendim.

Mesela ilk fotodaki elbiseyi giymek isterim. Onun dışında pastel tonlarda tasarlanan 
içeriden pantolon dışarıdan elbise modeli benim hoşuma gitti..

(Buarada şortlu etekler vardı bir zamanlar..hiç sevmezdim :)

Naz















Thursday, November 1, 2012

Eyfel, akşam bir başka güzel..Işıl ışıl..

Buraya kadar gelmişken çıkmalıyım tepesine dedim...
Fırsat ayağıma gelmişken,birkaç kişiyi mi beklemeyeceğim..(Birkaç derken 50 kişi falan vardı önümüzde :)
2.katına değiilllll...Ennn en ennn üstüne çıktımmm..
(Buarada bi espri geldi aklıma yakınlarım bılıyor
"en prof." :DD)

Ve ışıl ışıl Eyfel..








Paris anıları..

Good night beybilerrr ..

Naz*



Tuesday, October 30, 2012

Lüksemburg Bahçesi (Jardin du Luxembourg) - Paris vol 7

Sonbaharın her tonunu yakalamak mümkün Lüksemburg Bahçesinde..
Çeşit çeşit çiçekler..Sararan ağaçlar,
yerde kuruyan yapraklar, su sesi ve huzur...





Eski Lüksemburg Sarayı şimdinin Paris Senatosu:



Buraya kadar gelmişken görmeden dönmem dediğim yapılardan biri de :
Pantheon..
Rousseau, Voltaire, Victor Hugo, Emile Zola, Alexandre Dumas...gibi ünlü sanatçıların
bulunduğu anıt mezar.


Hemen karşısında:




Ahhh Nişantaşı'nı özledim buradan geçerken...Aşağa doğru uzanan cafe-pub-restaurantlar..
Masalar kucuk yuvarlak ve hepsi caddeye dönük oturan insanlar..
Çok sıcak bır hava var..Eee üniversite çevresi her yerde böyledir :)





Anılar kalıyor geriye..Her şey harikaydı Paris'te!
Umarım tekrar giderim..
Ve tabii gitmek isteyen herkese nasip olsun ;)
Görüşürüzzzz..

Naz*



Monday, October 29, 2012

Notre Dame Katedrali ve tabii Cafe de Flore-Les Deux Magots..

Bu postu hazırlarken
 benim için çok özel olan klasik bir Edith Piaf şarkısı dinledim...
Sizin için de ekliyorum ;)

Paris'in olmazsa olmazlarından Notre Dame Katedrali..
Yapımı 12.yy'a dayanıyor..19.yy'da bakımsızlık dolayısıyla yıkılması istenmiş olsa da
Victor Hugo'nun halkın kilise üzerindeki dikkatini çekmek için yazdığı 'Notre Dame'ın Kamburu' 
adlı eseri işe yaramış..
Çok fazla turist çeken muazzam bir gotik mimari..
Bu fotoda görebileceğiniz gibi batı cephesinin üç önemli kapısı var:
Meryem Ana Kapısı-Son Yargılama Kapısı ve Azize Anne Kapısı



Farklı açılardan da mükemmel görünen bu katedralin mimarisini daha net görebilmeniz için bir foto daha ekleyeceğim (google görselden) :


Facebook sayfamızda gectıgımız gunlerde paylaşmıştım. 
İşte katedralin hemen köşesinde yapılan foto çekimi:


Paris'te en beğendiğim gelin-damat oldular :)


Saint-Germain-des-Pres !
Paris'te en çok görmek istediğim semtlerden biriydi..Aynı adı taşıyan metro'da iniyorsunuz..
Karşınıza Saint-Germain-des-Pres Manastırı çıkıyor:


Ve bir iki adım ilerde..Yıllardır görmeği planladığım:
Les Deux Magots ve Cafe de Flore...
"Midnight in Paris" filmiyle geçtiğimiz yıl gözümüzde daha net canlandırdığımız;
Hemingway,Sartre,Simone de Beauvoir..gibi ünlü isimlerin sohbet edip kahve içtikleri o
meşhur 2 kafe...
Peki sizce yer var mıydı?
Tabiki hayır! Caddeyi şöööyyylee bir turlayıp tekrar tekrar dönüp bakıyorum ama
malesef bir masa bile boşalmıyor.Üstüne üstlük ayakta bekleyenler artıyor..
Pazar diye mi bu kadar yoğunluk vardı bilemiyorum..



Oranın kokusunu iiiyyyiiice bir içime çekiyorum ama yetmiyor..
Ne yapacağız derken köşedeki 
Le Bonapartre'a koşuyorum!Çünkü tek masa boşaldı ve heran biri oturabılır.
En azından etrafı gözlemleyebileceğim bir yer buldum diye seviniyorum..
Bu semt buram buram Fransız kokuyor...Yani zarif yaşlı beyler hala eşleri için sandalye çekiyor,
herkesin paçasından asalet akıyor,sohbet deseniz sanki havada bir büyü var gibi akıp gidiyor,
ses tonları bile farklı..ya da ben hala o dönemin romanlarını yaşıyorum ..
Ancak elimde kahve değil bloody Mary ile..



İyi akşamlar canlar..

Naz*