Pages

Gornji oglas

Showing posts with label Alexander McQueen. Show all posts
Showing posts with label Alexander McQueen. Show all posts

Saturday, October 19, 2013

KUSURSUZLUK...



Charlize Theron 'a olan hayranlığımı nasıl ifade edebilirim bilemiyorum. Fiziği, duruluğu, zevki, mesleki başarısı ve özel hayatındaki duruşuyla her anlamda klas kelimesinin karşılığı. 

Alexander McQueen elbisesinin içinde adeta heykel gibi. Saç modeli bir tek onda güzel. Makyajının  güzelliği ise anlatılmaz adeta yaşanır. Böylesi taze ve temiz makyajı neden bizim ünlülerimiz de göremiyoruz anlamıyorum. 

Bu kadar iltifat etmek bünyeme iyi gelmiyor diyorum ve susuyorum :)



Friday, May 17, 2013

2013 CANNES FİLM FESTİVALİ - 1 ve 2.Gün

Festivalin bugün 3. günü ve hala devam ediyor ama ilk günden Great Gatsby sayesinde o kadar doyurucu şıklıklar gördüm ki sonraki günlerde bu favorilerimi geçen olacak mı merak ediyorum. 

Bu senenin en dikkat çekici ismi hiç kuşkusuz Nicole Kidman olacak. Jüride olması sebebiyle bol bol Nicole göreceğiz. 










İlk gün siyah Alexander McQueen elbisesi incecik silüeti için biçilmiş kaftan. O kaarestetik görseller vermiş ki her kareye bayıldım. Değişik örgü modeliyle saçları da uyum içinde. Dozunda makyajı ve narin hatlarıyla adeta bir içim su.









Great Gatsby galasında ise Dior 'un en muhteşem parçasını seçmiş ve harika yorumlamış. Açık tenine ve vücut hatlarına çok yakışmış. Değişik ama çok hoş saç modeliyle de tüm görünümüne şahane bir tat katmış. Turuncu neon Jimmy Choo 'ları ve mücevher olarak taktığı tek taş küpesiyle de adeta prensesler gibi görünüyor. Herşey kusursuz ama içimden yine de Diane Kruger sen bu elbiseyi nasıl kaptırırsın diye demeden de edemedim :)







Prensesten geçiyoruz gencecik bir vamp hatuna. İşçiliğine hayran kaldığım Burberry elbisesiyle Cara Delevingne mesleği gereği kırmızı halıda poz verme sanatını o kadar ustalıkla uygulamış ki her karesine ağzım açık hayran hayran bakakaldım. Kalitesiz ucuz bir seksapellik değil aksine son derece elegan bir seksilik içinde. Hem de böyle bir elbise altına kalın tabanlı siyah bir bot giymesine karşın. Kalın kaşları, bordoya çalan kırmızı ruju hele hele o Chopard mücevherleriyle tek kelimeyle kusursuz bir estetik, güzellik ve şıklık sergilemiş !!

Chopard dedim de aklıma ister istemez Hülya Avşar geldi. Bugün tüm gazeteler basın bültenini geçmiş. Chopard markasının Türkiye yüzü olarak Hülya Avşar yarın Cannes Festivali 'ne katılıyor. 2 kez kırmızı halıda yürüyecekmiş. Mücevherlerinden şüphem yok ama bir kere bile kırmızı halıda şık görmediğim göremediğim Hülya Avşar 'ın bizi şıklığıyla nasıl temsil edeceğinden şüphemi merakımı geçin ciddi ciddi korkum var. Modası Melih Yazgan, makyöz ve asistanlardan oluşan 15 kişilik ekibiyle çıkartma yapacakmış. Ekip işi doğrudur bu işler de zaten böyle yapılır ama sonuç bunlara değecek mi göreceğiz. Allahım sen bizi Hülya Avşar rüküşlüğünden koruuuu diyerek bu konuya burda son verip geçiyoruz Carey Mulligan 'a.






Carey Mulligan 'a bakar bakmaz aklıma ilk gelen Gwyneth Paltrow oldu. Aynı Gwyneth 'in tarzında saç ve makyajı ama en çok Dior elbisenin rengi ve kesimiyle çok hoş görünmesine rağmen ne yazık ki başka biri gibi görünmekten kaçamamış. 

1. ve 2. günden en klas bulduğum isimler bu kadar. Kimbilir, bakarsınız Hülya Avşar hepsini silip süperecek bir performansla bu festivalin en unutulmazı olmayı başaracaktır. Acaba böylesi bir arenada da şampiyon belli ikinci kim? diyebilecek mi göreceğiz :) 

Monday, April 8, 2013

Bu Bir Cevap Postudur..

Sevgili okuyucularım, bugünkü gündemimiz çok farklı olacaktı ama dün gelişen bir olay gidişatı tamamen değiştirdi ve beni bu postu yazmaya yönlendirdi. 



Hatırlarsanız 6 Kasım 2012 tarihli postumda Deniz Berdan 'ın giydiği elbisenin Balmain 'in 2012 Fall koleksiyonunun ana temasını oluşturan Fabergé yumurtalarını "çağrıştırdığını" yazmıştım. Bu konu hakkında epey tartışmış ve yazılan 100 kusur yorumlada düşüncelerinizi benimle paylaşmıştınız. 

Balmain 2012 Fall

Geçtiğimiz cumartesi günü Akşam gazetesinden Nevra Gömdeniz 'e verdiğim röportajda da bu konu sorulmuştu ve postumdakine paralel şekilde cevabımı vermiştim.. Gerekli tüm linkleri post sonunda bulabilirsiniz.

Dün ise Deniz Berdan blogunda bir post yazarak bana söylediklerimin doğrultusunda cevap vermiş. 

Kendi kelimeleriyle devam ediyorum. Bir şeyi eleştirmek için illa ki tarih bilgisi ya da tasarım okumak gerekmiyor. Yani kendi ifadesiyle Tudor işçiliğin hangi tarihlerde kullanmaya başlandığını ya da arada kimlerin tasarımında bu işçiliğe yer verdiğini bilmek gerekmiyor. Önümde bir tasarımcının koleksiyonuna kattığı bir elbise ve bu elbisenin aynı sezon içinde delicesine "çağrıştırdığı" bir Balmain koleksiyonu varsa eleştirmek için fazlasıyla yeterli malzemeye sahibim demektir. Hiçbir zaman kullanılan malzemenin ya da işçiliğin sadece Balmain 'e ait olduğunu ya da buluşu olduğunu söylemedim. Söylediğim Balmain 'in Fabergé yumurtalarının motiflerini moda arenasında patlatması ve trend yapması ve Deniz Berdan 'ın elbisesinin Balmain koleksiyonunu çağrıştırdığı hatta çok benzediğidir. 


Dediğine göre Alexander McQueen 'de de bu sezon aynı işçiliği görüyormuşuz. Bir Balmain 'in koleksiyonuna bakıyorum bir de Alexander McQueen 'in ve ne tuhaftır ki aynı malzemeler ve işçilik kullanılmış olsa bile arada herhangi bir ilk bakışta sezilen benzerliği göremiyorum. Ustalık dedikleri de böyle birşey olsa gerek. Koleksiyonların belli bir teması ve ilham aldıkları dönemler olur ve bu açıkça belirtilir. Deniz Berdan alaycı bir şekilde Balmain 'e sordular mı acaba Tudor 'lardan mı esinlendi diye yazmış ama yok işin aslı sandığı gibi değil. Tudor döneminden ilham alan Balmain değil Alexander McQueen. Lisa Armstrong yazısında bunu etraflıca ele almış okuyabilirsiniz. Balmain 'in ana teması ve işçilik referansı değerli taşlarla süslü 19. yy Fabergé yumurtalarıdır. 

Tasarımcılıkta bin tane desen, tema, malzeme, işçilik seçeneği varken birini seçip o seçtiği de 6 ay önce moda dünyasında yeniden diriltilip çığır açmışsa daha neyin cevabı için uğraşılır ki !


Zara 'nın her sezon büyük markaların trendlerinden yola çıkarak koleksiyon hazırladığını biliyoruz. Benim gözümde Deniz Berdan 'ın tasarladığı elbisenin de bundan farkı yoktur. Kendisi de zaten Zara 'nın Balmain koleksiyonundan kopya edilen ceketi de giymiştir ki bir tasarımcının bunu bile desteklemiş olduğunu görmek kendi başına skandaldır. Hatta daha tasarımcı olmadığı zamanlarda DIY adı altında Mark Fast tasarımlarını yorumlaması da hala hafızamda. 

Tasarımcının özgün olanı makbuldur. Koleksiyonun çağrışım yapmayanı değerlidir. Tasarımcının eleştiri yapıldığında bu tarz bilinçsizce eleştiriler sektöre zarar veriyor diyeni değil de bu tarz eleştiriler sektöre yararlıdır orjinal olmayı kamçılar diyeni makbuldur. 

Kendisi bir tasarımcı olmasaydı zaten bu cevabı da vermezdim. Bütün sorunda bu ya. Bir "tasarımcıdan" bahsetmemiz ! 

* 6 Kasım 2012 tarihli postum için TIKLA
* 6 Nisan 2013 tarihli Akşam Gazetesi Röportajım için TIKLA
* Deniz Berdan 'ın blogunda röportaj sonrası bana verdiği cevabı okumak için TIKLA

Monday, May 14, 2012

88- Kim Daha ŞIK ?

 


Siren Ertan Çarmıklı ve Emily Blunt 'ın Roland Mouret Jos elbiselerini kapıştırmamıştım. Ama Siren Ertan Çarmıklı 'nın üstünde gördüğümüzün ertesi günü aynı elbisenin siyah renkli olanını Aslı Şen 'de görünce işin rengi değişti. Az kalsın aynı davette pişti olacaklarmış :)



Aynı model ve 3 farklı renk. Seçim zor. Üçüne de elbise çok yakışmış. Emily Blunt 'ı çok sevsemde gözlerim direkt Siren Ertan ve Aslı Şen arasında gidip geliyor. Aslı Şen en klasik şekilde kullanırken Siren Ertan Çarmıklı 'nın elbisenin rengiyle neon pembesi Alexander McQueen eşleştirmesini daha bir sevdim. Daha bir renkli daha bir göz okşayıcı. Aslı Şen 'in de pembe rujlu makyajı çok yakışmış.

Benim seçimim Siren Ertan Çarmıklı oluyor ama eminim Aslı Şen de sıkı rakip olacaktır :)




Share

Wednesday, May 9, 2012

Siren Ertan ISTANBUL Parfümü Satışta !

 


Son haftalarda Siren Ertan ISTANBUL parfüm konusuna epey değindim. Bir şekilde projeye ucundan kıyısından dahil olduğum için ister istemez böyle bir sahiplenme yaşıyorum elimde değil :)

Ve en nihayetinde dün akşam gerçekleşen lansman ile parfüm bizlerin beğenisine sunulmak için raflarda yerini aldı. Parfümün fiyatı 175 TL ve sadece 3 ay boyunca Beymen İstanbul ve Ankara 'da satışta. Diğer iller için henüz bir bilgi yok. O yüzden almak isteyenleriniz varsa acele etsin derim :)

Dün geceki lansmana ne yazık ki sağlık problemleri ve şehir dışında olmam sebebiyle katılamadım. Ama merak etmeyin davetlilerin fotoları bende hepsini inceleyeceğiz :)

Lansmanda Siren Ertan Çarmıklı, gururla karışık mutlu yüz ifadesi ve üstündeki nefis Roland Mouret 'in Jos elbisesi, neon pembesi Alexander McQueen ayakkabılarıyla elbette ki gecenin yıldızıydı. Nasıl olmasın ki ?! Dünyada kaç kişi üstünde kendi adının yazdığı parfüme sahip ki ?! Pehhh tüm kıskançlık çakralarım sonuna kadar açılmış durumda :) Neyseki kendisini severim ve sayarım. Tanısanız sevmeyen birinin bile hemen kanı ısınır. Öylesine bir auraya ve şeytan tüyüne sahip :)

Parfüm için görsel imajlar harika. Koray Birand yine yapacağını yapmış ve resmen döktürmüş. Boşuna en beğendiğim fotoğrafçımız değil.



Birde kısa bir reklam filmimiz var. Arkada parfümün ismi İstanbul 'umun yer aldığı hem estetik hem de mistik bir çekim olmuş.



Roland Mouret Jos elbisenin aynı model ama farklı rengini Emily Blunt, tül askısız ve astarsız olanını da Amber Valletta giymişti. Kim daha iyi diye sormam bile gereksiz :)




Share

Monday, February 20, 2012

75 - Kim Daha ŞIK ?

 



İşte aynı davette yaşanan tam anlamıyla bir piştilik örneği daha. Demet Sabancı Çetindoğan ve Edvina Özyeğin, Resort 2012 koleksiyonlarında gönlümde taht kurmuş Nina Ricci elbiseyle.

Elbise taşıması çok riskli bir kesime sahip. Şayet kalça basen denilen illetten biraz olsun sahipseniz elbisenin tüm esprisi gidiverir. Bu kesim için uzun boy her zaman avantajdır.

Edvina Özyeğin 'in bu soğuk havalarda nasıl üşümediğine şaşırsamda elbisenin üstüne hiçbir şey giymemesini taktir ettim. Böylelikle tüm detaylar gözümüzün önünde. Hep diyorumya bazı özel parçalara özen gösterilmeli ve hakkıyla taşınmalı. Zaten her daim çok zarif bir kadın. Vücut yapısına yakışması bir yana taşımasındanki güzelliğide sevdim. Alexander McQueen cluthı çok güzel. Saçlarını toplamış ve minik sallantılı bir küpe takmış.

Demet Sabancı Çetindoğan 'a gelirsek o da haklı olarak elbise üstüne kürk etol/ceket/yelek karışımı bir şey giymiş. Olmasaymış daha iyi olurmuş ama kötüde durmamış. Tek sorunum her zamanki gibi saç modeli ve makyajı. Keşke birisi daha renksiz hatta hayalet makyaj dediğimiz makyaj tekniğinin kendisine çok daha yakışacağını söylese. Portföyünü çok beğendim.

Benim seçimim Edvina Özyeğin 'dir.






Share