Pages

Gornji oglas

Showing posts with label Chanel. Show all posts
Showing posts with label Chanel. Show all posts

Saturday, November 16, 2013

RÖPORTAJ :Authentic Seconds 'ın Kurucusu Seda Canatan


Blog yazmaya başladığım 2008 yılından beri siz okuyucularımdan en sık gelen 2. el ama orjinal lüks parçaları nereden alabiliriz sorusu olmuştur. Ya da şu şu adres de şunlar satılıyor acaba orijinal midir soruları. Bunlar oldum olası cevap vermekten sakındığım sorulardır. Çünkü bu dünyayı bilmem, emin olamam dolayısıyla mümkün mertebe tavsiyeden kaçınırım. Ama Seda çok farklı. Mini röportajımı okuyunca anlayacaksınız. Kendi gardırobuna detoks yapmak onu bir şekilde işin diğer tarafına yani profesyonel olmaya yöneltiyor. Genç, ilkeli, lüks markaların aşığı ve heyecanlı mı heyecanlı. Lafını da eleştirisini de esirgemiyor. Bilirsiniz severim böyle insanları. Hadi daha fazla lafı uzatmayım ve sizi Seda 'nın heyecanla cevapladığı sorularla baş başa bırakayım :)




Seda Canatan kimdir ? Biraz kendinden bahseder misiniz ?

Taze bir mimar ve bildiğiniz üzere authenticseconds.com 'un kurucusuyum.Yaş 23 yolun başındayım.Bu aralar kendi ayaklarımın üzerinde durmanın ve tek başına başarmanın keyfini sürüyorum.Tatmin önemli hayatta.Bu istediğiniz ayakkabıların ,çantaların hepsine sahip olmak gibi bir şey değil.İlk Hermes Kelly'im bile beni bu kadar mutlu edememişti.Sevdiğim işi yapıyorum, heyecanlıyım ve hayallerimi gerçekleştiriyorum,yoruluyorum ama keyifliyim.

Authentic Seconds 'ın doğuşu nasıl oldu ?

Authentic Seconds benim hayalimdi.Zaten 18 yaşımdan bu yana sıkıldığım,artık kullanmadığım designer parçalarımı satarak nakite çevirip dolabımı yenilerdim.Londra'da bir dönem ki ev arkadaşımın babası Japonya 'nın en büyük pre-owned luxury şirketi JFA'in CEO'suydu.Kısa sürede çok bilgi sahibi olmuştum bu konuda.Bir gün yapacaktım,biliyordum. Authentic Seconds'ı okulumun bitmesine 3 ay kala, artık ailem haklı olarak dört gözle yolumu beklerken, bak İzmir'e yerleşirsin ,şirketlerde çalışmaya başlarsın diye uzayan telefon konuşmaları artınca, birde son senemde mesleğim beni mutlu edecek mi soruları başladığı dönem kurdum. Hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim ve gece yarısı dolaptan kullanmadığım çantalar indirildi ,instagram hesabı açıldı, fotoğraflar yüklendi...Kısacası instagramdan başladı ama hala bizimkilerin haberi yoktu.Öğrendiklerinde, mimar olucaksın sen,ikinci el çanta mı satıcaksın diye uzayan konuşmalar. Tabi onlarda haklı çünkü her anne baba gibi benim ailem de kurulu olan düzeni devralmamı beklediler.Ona da zaman gelecek elbet ama benim önce authentic seconds'ı istediğim noktaya getirmem,başarmam gerek. Bu en yakınlarımın bana yakıştırmadığı bir iş dalıydı.Ama her şeye, herkese rağmen Authentic Seconds benim emeğim ,çocuğum ,hayatta beni en mutlu eden şey, tırnaklarımla yaptım derler ya tam o işte. Şu an binlerce takipçim,yüzlerce müşterim var .Sanırım bizden alışveriş yapan herkesi tanıyorum.Hatta bir çoğuyla arkadaş olduk. Gönül bağımız var.Ürünlerini kar almadan sattığım müşterilerim bana ürününü gönderip ben sana güveniyorum sen koy fiyatları bana mesaj atarsın deyip beni günlerce aramıyanları bile var. Tabi herkesi memnun etmek çok zor .Çünkü biz kadınlar gerçekten zor olabiliyoruz. Bütüne baktığımızda 10 kadından 9 'u memnuniyet ve güzel dilekleriyle ayrılıyor. Authentic Seconds'ı tercih edenlere de güvenenlere de burdan tekrar teşekkür ediyorum.Sonuçta onlar olmasa bu şekilde olamazdı hiçbirşey...

2. el kullanımında bir ayıplama ayıplanma var öyle değil mi ? 

Türkiye 'de ikinci el sirkülasyonunda ne toplumun bakışı ne de özgüveni oturmuş durumda. Kadınlar saklıyor, gizliyor. Bana ürünlerini gönderdiklerinde dahi bunu açıklama gereği duyuyorlar. Alırken de tabi ki aynı tedirginlik devam ediyor. Lütfen rahat olun! Bana ait olan birşeye ,zamanında milyarlar vermişim ve kullanmıyorum. Nakite çevirip yeni parçalar alacağım ya da 3 liraya iki tane temiz ikinci elini alacağım. Benim ihtiyacım yok diye cümleler meşhur bizde.Beni görünce rahatlıyor hanımlar.Çünkü kafalarında daha farklı bir profil var. Muhabbet koyulaşıyor ve samimi tavırlar sergileniyor.İşte ben o kendinden emin kadınlara bayılıyorum.

Piyasada az da olsa kiralık ve sizinki gibi ikinci el orjinal markaların satışını görüyoruz. Sizin diğerlerinden farkınız nedir ? 

Authentic Seconds kurulurken ben senelerdir alıcı olarak isteklerimden ,beklentilerimden yola çıktım.Kelimelere dökersek; dezenfeksiyon, popüler ürün,uygun fiyat ,kondisyon ,ödeme düzeni , müşteri gizliliği ,alıcı ve satıcı mutluluğu. İnsanlar zaman zaman diğer adreslerden olumsuz durumlar deneyimledikçe önyargı oluşuyor.Bunları yıkmak zor olabiliyor.Öncelikle orjinallik konusunda çok hassasım.Hata yapma şansımız yok.Tabi ki de expertiz ve yurtdışındaki özel servislerle düzenli olarak çalışıyoruz.Bunun yanında mağazalarda SA desteklerimizde oluyor.Kondisyon çok önemli.Tüm çantaları ben seçiyorum .Tahrip olmuş ,eskimiş ,yırtığı defosu olan hiç bir çanta bizde satışa dahi konulmuyor.Tüm çantalar ve ayakkabılar dezenfeksiyon ve bakımdan geçip sizlere ulaşıyor.Seçtiğim parçalarda iddialıyım çünkü popüler ürünleri tercih ediyoruz.Müşteri bilgileri kesinlikle paylaşılmıyor. Herkesin özel dosyaları var ve tek erişebilen benim.Ürünler evden eve dolaşmıyor.Bunu çok eleştiriyorum.Ben bir firmaya ürünümü vericam ve o kapı kapı elden ele gezecek.Bu ürün sahibi için hiç hoş bir şey değil. Benim ürünüm kapı kapı gezip kimin ürünü bu acaba diye dedikodu kazanı dönsün istemem.Biz profesyonel çalışmaya gayret eden bir siteyiz ve tüm satışlarımız web sitemiz üzerinden gerçekleşmektedir.Evet instagramdan başladık ama 2 hafta sonra siteye geçtik.İnstagram sadece bizim için bir paylaşım alanı. Kesinlikle instagram üzerinden satış yapılmamakta.Sadece ürünler siteye konmadan ilk orada sergileniyor.Birde ürünlere düşük bedeller vermiyoruz. Neyi hak ediyorsa onu veriyoruz.Genelde satıcılar mutlu ama 3500 'lük ürününe 3000 isteyenle de karşılaştım.Ona yapabilecek birşeyimiz olmuyor. Bazen hiç kullanılmamış sıfır ürünleri bile bulabilirsiniz. Son olarak da diğer siteler gibi 1 ay sonra ödeme yapmıyoruz. Ürün satıldığı hafta 3 gün içinde ödemesini alır. İsmini vermeyeceğim bir siteden 1 yıldır parasını alamayan müşterim var.Farkımızdan biri de elimizde sıfır yani hiç kullanılmamış ürünlerin de olmasıdır.Çünkü kaynaklarımız güçlü, çünkü ağımız kuvvetli ve çok fazla.




Sosyal medyanın özellikle instagramın patlamasıyla büyük markaların çok ucuza taklitleri satılmaya başlandı. Bu konudaki fikirlerinizi almak isterim. 

Üzgünüm ama bu konuda hiç de yuvarlak cümleler kuramayacağım.Samimi olalım.Lütfen ukalaca gelmesin kimseye.Tüm dünya taklide savaş açmış .Biz mi destekliyoruz? Bizdeki bu replika aşkı nedir? Bunlar birebir abla diye cümlemiz var. Öyle bir şey yok.Derisi ,duruşu ,örneğin Chanel 'de CC ablemindeki oranı ,renk tonu,zincir ve aksamın rengi ,Louis Vuitton baskı rengi ,sap boyu ,oranı  her şeyi ele veriyor. Bunlar sadece dışarıdan görebileceklerimiz. Detaylar zaten komedi.Çok iyileri var demesin kimse.Yok öyle bir şey. BİREBİR DİYE BİR ŞEY YOK! Üzgünüm göz önünde olan bir çok kişi bile BİREBİR mevzusuna inanmış durumda.Designer parçaları çalıp yeni tasarım diye bizlere arz edenlerin yanında sahte Hermes 'leri de cadı kazanına atalım derim :) Ama öyle bir lanse ediliyor ki bu, tüm dünya Türkiye 'de satılan çantalara replika gözüyle bakıyor.İtalyan bir müşterimden aldığım mailde Türkiye 'de replika işinin legal olarak yapıldığını öğrendim deyip siparişini iptal etmek istediğini yazdı.Ben ne diyebilirdim ki bu durumda? Instagram ise bu konuda tam bir çöplük..Korkunç takipçileri var ve ciddi satışlar yapıyorlar.Birde o korkunç ürünleri kendilerini ünlü ,blogger ya da moda gurusu ilan etmiş hanımlara göndermiyorlar mı. Hadi o ekmeğinin peşinde. Yurdumun instagram ünlüsü de sahte malları gerçek diye yayınlamıyor mu orda kahroluyorum işte. Hatta gene tanıtım yapan bir instagram ünlümüz X hanıma replika mı kullanıyorsunuz diye sorulmuş ve cevap olarak ben asla replika kullanmam gibi saçma bir cevap vermiş ?!?! Yani gerisini siz düşünün. Ben bu Instagram 'ın tanıtım olaylarını BAL TV deki bal deresine benzetiyorum:)
Türkiye'de ve Uzak Doğu'da birebir Chanel ,Hermes ,Louis Vuitton yapıyorlarmış. Bunlar külliyen yalan.Tamamen emek hırsızlarının başarılı bir marketing taktiği.


Herkesin merak ettiği şeyi soruyorum. Bir Chanel ve Hermes çantanın orjinal olup olmadığını nasıl anlayabiliriz ?

Chanel çantalar genellikle derisi ,kokusu ,aksamının renginden belli oluyor.Mesela Chanel çantada altın aksam asla yeni gelin altını gibi parlamaz.Çantayı masanın üstüne koyup yan çevirdiğinizde çantanın formunun tok bir görüntüsü vardır.Arka yüzündeki baklava dilimlerinin dikişleri birbirini takip eder.İç detayından bahsedersek kod stickerlarındaki rakamlar (mesela 1 ler kısa ayaklıdır), stickerlara atılan x'ler her yıla göre değişir.Stickerları sökmeniz için ciddi kuvvet uygulamanız gereklidir. Hermes çantalar damga ve derisinden anlaşılıyor.Gene sap boyu deri kokusu da cabası.Daha da sıralayabilirim.İlerleyen günlerde bir video hazırlamayı düşünüyorum bu konuda.Kısacası özel ürünler özel özellikler taşır ve kalite detaylarda gizlidir bunu unutmayalım.

AutenticSeconds 'ın bir sonraki adımı nedir ve markanızı nereye kadar götürmek istiyorsunuz ?

Authentic Seconds daha bebek bir proje.Yolun başındayız.Tabiki de sonunda tek bir hedef var. Uluslarası  güvenilir bir kaynak haline gelmek.Bunun içinde alt yapıyı hazırlıyoruz şuan.Sitemiz yenileniyor.Ürün yelpazesini genişlettik. Kısa bir süredir saat ve değerli aksesuar alımlarına başladık.Örneğin satıcılarımız Cartier love bilezik yada limited bir Rolex saat bulabiliyor artık sitemizde.Bir kaç gündür kıyafet alımına da başladık.Yeni sitemizde kıyafete de yer vereceğiz. Aralık sonunda yeni yüzümüzle ,tüm dünyaya göndermeye başlayacağız. Authentic Seconds'ın zamanla güçlü bir organizasyonla yurtdışında depoları olmalı,dünyanın heryerinden toplayıp heryerine gönderebilmeliyiz. Ve tabiki de erkek bölümünü de dahil etme düşüncem var.Yolumuzun çok uzun olduğunu biliyorum.Ama bunların hepsini gerçekleştirebilicek enerjim var.İnanıyorum ve biliyorum herşey cok daha güzel olucak.



Tuesday, September 10, 2013

GÜNÜN ŞIKI : Nil Uyguner



Sosyetemin bayram tatiline çıkışları pek havalı olur. Havaalanında bekleyen gazetecilerin olduğunu bildikleri için makbul olanı süslü püslü giyinmek ve en iyi kareyi vermektir. Ama bu sene beni hayalkırıklığına uğrattılar. Herkes pek doğal pek olması gerektiği gibi olunca içimi sıkıntılar bastı :) En beğendiğim havaalanı şıklıgı Nil Uyguner 'den geldi. Rahat mı rahat tiril tiril pembe elbisesi ve Chanel sandaletleriyle hem sade hem havalı hem de şık olmayı başarmış.




* Görseller @ModaVeSosyete 'ye aittir ve izinsiz kullanılamaz. Bu post 18 Ağustos 2013 tarihinde Sabah Gazetesi Günaydın ekinde yayınlanmıştır.


Sunday, August 18, 2013

GÜNÜN ŞIKI : Siren Ertan Çarmıklı



Siren Ertan Çarmıklı her yıl geleneksel Monte Carlo Kızıl Haç Balosu 'na katılır ve her seferinde de güzelliği ve şıklığıyla göz kamaştırmayı bilir. Kendi imzasını taşıyan gümüş renkli pırıltılar içinde adının hakkını verecek kadar hoş görünüyor. Bu tarz gösterişli kıyafetleri taşımak sanılanın aksine çok zordur. Ya rezil olursunuz ya da vezir. Saçlar ve makyaj harika. Chanel clutchı yerinde bir seçim. Küpe ve yüzüğü de Zela için tasarladığı Siren Ertan İstanbul for Zela isimli koleksiyonundan. 


Günün Arzu Nesnesi : LOUIS VUITTON Çanta




Sizi bilemem ama ben oldum olası Louis Vuitton çantalarda erkek koleksiyonunu daha şık bulurum. Form, askı, renk ve minimum oranda monogram kullanılmasıyla bana hep daha cool gelir. Yine kural değişmedi ve 2014 erkek koleksiyonundan bu muhteşem çantaya görür görmez vuruldum. Hatta şimdiden nasıl kavuşabilirimin alt yapı çalışmalarına başladım bile ;)

Saturday, August 10, 2013

Günün Arzu Nesnesi : CHANEL Lego Clutch



Chanel 'in rengarenk legodan yapılmış clutchları dünya modasını kasıp kavuruyor. Plexiglass malzemeden üretilen bu çantaların fiyatları ise dudak uçuklatacak cinsten. Ebatlarına ve kullanılan malzemeye göre 7 bin 500 'den başlayıp 12 bin 800 dolara kadar yolu var. Üstelik param var hemen gidip alayım diyemiyorsunuz çünkü uzun mu uzun bir bekleme listesi mevcut. 

Sosyetemde henüz 1-2 kişide gördüm ama önümüzdeki aylarda acaba Kızılay 'mı dağıttı diye düşüneceğimizden eminim :)









Sunday, May 5, 2013

Keira Knightley'in Sade Gelinliği


İngiliz oyuncu Keira Knightley ve yeni kocası İngiliz müzisyen James Righton.
Eski bir Renauld Clio araba ile düğün törenine gelen 28 yaşındaki aktrist Chanel kısa bir tüvit ceket, straplez diz boyu uçuk pembe tül  etekli bir gelinlik ve düz babet ayakkabılar giymiş.
Duvak yerine serbest bıraktığı uzun saçlarını  küçük çiçekli  basit bir bant ile süsleyen güzel yıldız, şık bir güneş gözlüğü takmış.
 “The Klaxons” adlı rock grubunun gitaristi kocası Righton   ise lacivert takım elbise ile açık mavi bir kravat tercih etmiş.
Düğün töreni Knightley’nin babasına ait Fransa’nın orta kesimindeki ortaçağdan kalma binaları ile ünlü Mazan kasabasındaki evinde gerçekleşti.
Kasaba merkezinde çiftin nikahını kıyan kasabanın belediye başkanı Aime Navello, törene sadece 15 kişinin katıldığını söyledi.
Ancak nikahın ardından akşam 20 hektar bağ içindeki şatoda düzenlenen düğün yemeğine 100 kadar davetli katıldı.
 “Karayip Korsanları” filmindeki rolü ile dünya çapında üne kavuşan, “Aşk Her Yerde” (2003), “Aşk ve Gurur” (2005), “Düşes” (2008) ve“Anna Karenina” (2012) oynadığı filmlerden bazıları.....
♥  Follow Me on Bloglovin 
  {kelebek}

Tuesday, April 23, 2013

Sosyetemde Yeni Akım : Bilinçli Tüketim

Sosyetemin kadınları için kemikleşmiş bir intiba vardır. Her giydiklerine binlerce dolar bayılırlar ve bir giydiklerini de bir daha giymezler diye..Çünkü görünen gerçekten de budur. Her davet artık kolaylıkla resmedildiği için bakıldığında tanınmış birini aynı kıyafetle görmek cidden zordur. Ama biliyorum ki çoğu sezonun en bilinen parçası olsa bile medyanın olmadığı yerlerde kıyafetlerini defalarca giyerler. Mesela Elif Dürüst 'ün yıllar sonra Dolce&Gabbana elbisesini değerlendirmesi ne kadar hoşumuza gitmişti. Aynı şekilde Etel Baler 'in geçtiğimiz ay 10 yıllık Tom Ford 'lu Gucci dönemindeki sandaletlerini giymesi, 70 'lerde üretimine son verilen Hermes Lydie kullanması adeta moda zamansızdır der gibi. Ayşe Kucuroğlu 'nda da aynı yaklaşımı görüyorum. Bir elbisesini defalarca hem de medyanın olduğu davetlerde giymekten kaçınmaz. Herşeyi hızlı ve acımasızca tükettiğimiz bu dönemde böylesi örnekleri görmek pek hoşuma gidiyor. Çünkü şiddetle moda sezonluk değil zamansız olmalıdır diye düşünenlerdenim. Elbette yeni sezon parçalarını gördüm mü deliriyorum ama aldığı malın ve verdiği paranın değerini bilenleri de gördüğüme memnun oluyorum. 

Şimdi bu kadar uzun giriş nerden çıktı diyorsunuzdur. Çünkü gardrop konusunda birçoğumuzun rüyalarını süsleyen Feryal Gülman 'da da aynı yaklaşımı görmeye başladım da ondan. Malum Feryal Gülman 'ın tümü değil sadece tek sezonluk gardrobu bile eminim birçoklarımızı delirtecek güçtedir :) Bir giydiğini aslında birçok kez giyer ama genellikle eş dost davetlerinde tercih ederdi. Şimdiyse medyanın önüne rahatlıkla çıkmaya başladı.


İlk Celine marka puantiyeli pantolonu ve beyaz bluzunu şubat ayında  giydiğini görmüştüm ve davetten resimleri HT Kulup 'te yayınlandı. Ardından aynı kombini nisan aynında başka bir davette gördüm. Durun daha bitmedi.


Chanel 'in ilkbahar yaz 2013 koleksiyonundan elbisesini arka arkaya 3 farklı günde 3 farklı davette giydi ve resmedildi. Bu sefer Celine kombini gibi birebir değil her defasında elbisesini farklı tarzda aksesuarlarla eşleştirerek değerlendirdi. Hepsinde de şıklığı yakalamayı bilmiş. Kendisini tebrik ederim.

Bu konuda örnekler ne kadar artarsa bilinçsizce tüketime bir darbe daha vuracağız diye düşünüyorum. Kimbilir daha ne örnekler vardır ama benim aklımda kalanlar bunlar. Eminim sizler bana hatırlatırsanız ya da bilgilendirirsiniz. 

* Hazır sözü açılmışken bir konuya daha değinmek istiyorum. Birkaç gazete haftasonu eklerinde ünlülerin kılık kıyafetlerini ele alıp hem giydiklerinin markalarını hem de fiyatlarını yazmaya başladı. Markalarını yazmaya tamam ama fiyatlarını yazmak son derece yakışıksız. Bu blog içinde bile her post lüks markaları içerir ama gerekmedikçe asla fiyatını yazmam. Çünkü hem ben hoşlaşmıyorum hem de inanmanız zor olabilir ama konu edilen kişilerin çoğu giydiklerinin fiyatları alenen bilinsin istemiyorlar. Üstelik burayı modaya markaya meraklı olanın takip etmesine rağmen. Ama gazete maddi güce bakmazsızın her eve girer her ortamda okunabilir. Ve ne yazık ki akla gelmeyen ya da gelmesi istenmeyen şey ise, bayan x 'in çantasının altına koyulan 3 bin euro etiketli gazete sayfasının bir yerlerde birilerinin soğan ekmeğinin altına örtü olduğu..



UYARI : Bu post ©ModaVeSosyete 'ye aittir. Kullanmak isteyenler kaynak belirtmek zorundadır. Aksi takdirde yasal işlemlere başvurulacaktır.

Monday, November 26, 2012

MasterCard Daveti !

MasterCard davetinde dikkat çekici güzelliklerin başında Etel Baler 'in Chanel şıklığı ve Beyza Arslan 'ın son günlerde çakmalar yüzünden günün konusu olan Balmain 'in incili ve kristalli Fabergé motifli pantolonu geliyor. Zamanlama müthiş :)



Etel Baler 'e bu post altında fazla değinmeyeceğim çünkü kendileri bir sonraki postum Günün Şıkı 'na konu olacak.



Beyza Arslan 'da sezonun en hit koleksiyondan giydiği pantolonu kötü durmamış ama kalp çırpıntımı da artırdığını söyleyemem. Giuseppe Zanotti papuçlar yakışmış. Doğal olarak sade siyah bir t-shirt giymiş. Keşke saç tonunu koyultsa. Sarışınlığı yüz hatları kaldırmıyor. Ne kadar koyu renge geçerse o kadar iyi görüneceğini düşünüyorum. Ama memleketin namusunu kurtarma açısından kendisine teşekkürü borç bilirim :) Pantolonun orjinal olduğu mum gibi dizilmiş incilerden hemen anlaşılıyor. Umarım bunla son bulmazda daha bir çok Balmain Fall 2012 'den güzeller güzeli ciciler görmeye devam ederiz.


Davetten beğendiğim bir diğer şık isim ise Sitare Akdilek oldu. Bu tarz pantolon, bluz ve ceket üçlüsüyle tek parça elbiselerden çok daha şık ve alımlı görünüyor. Bir ara koyu makyajını beğenmiyordum ama son günlerde yakıştırmaya başladım. Vişneye dönük ruju ve koyu göz makyajıyla çok hoş görünüyor.



Gül Gölge Saygı da ise hafif çaplı bir hayalkırıklığı yaşıyorum. Yüksek belli eteğin rengini ve bluzu sevmedim. Tam bir mürebbiye havasında. Bu sayede bir kez daha görüyorum ki ona yakışan ve havasını güzelliğini yansıtanlar dinamik parçalar ve capcanlı renklermiş.

Wednesday, November 21, 2012

75- GÜNÜN ŞIKI : Arzu Sabancı

Arzu Sabancı 'nın Carven elbisesine, taşıyışına, güzelliğine kısaca herşeyine bayıldım ! Zaten fazlasıyla güzel bir kadın. Vücut yapısına neyin yakıştığını çok iyi biliyor ve seçimleri de hep bu doğrultuda. Modayı yakından takip ediyor lüksü seviyor ama tarzında hiçbir zorlama ya da kasma hissetmiyorsunuz.


 
 
Carven elbisenin çapraz desenleri ve beyaz yaka detayı çok hoş. Hatırlarsanız bu yaka işini geçen hafta detaylı bir şekilde ele almıştım. Siyah çorap ve siyah sivri burun ayakkabı seçimi elbiseyle sert bir renk eşleştirmesi olmuş ama olmuş mu pekala da olmuş ! Chanel 2.55 Jumbo 'yu elinde taşıması yerinde olmuş. Saçı ve makyajı her zaman kusursuz. Işıl ışıl, aydınlık insana enerji veren bir fiziğe sahip.

Friday, November 16, 2012

DIY Moda | Kuvars Taşından Saç Tokası


 Cesur ve de kıymetli böyle bir   DIY  için ametist, kuvars gibi taşları kullanabilirsiniz.
Gece - gündüz kullanabilen bu saç aksesuarını oluşturmak için:
 Metal tokanın  yaklaşık boyutunda  deri (veya deri gibi) yada kumaş dikdörtgen parça kesin. Ekstra güçlü yapıştırıcı ile tokaya kumaş parçasını yapıştırın.
Fazla tutkalın damlamasını önlemek için, bir dondurma çubuğu kullanın.
Kuvars kristalleri  dizerek süslemeyi bitirin. Kurumasını bekleyin.
Artık  göz alıcı bir stil oluşturabilirsiniz.
http://psimadethis.com/

Wednesday, October 24, 2012

Eda Taşpınar 'ın Taklitlerine Büyük Markalardan Yakın Markaj !

Sevgili dostlarım sevgili takipçilerim sizler için müthiş bir moda dedikodum var ! Ne yapıyorsanız 5 dakikalığına bırakın beni dikkatlice okuyun çünkü bomba haberler özel alaka ister :)
 
Dedikodu diyorum ama aslında gerçeğin ta kendisi. Beni twitter 'dan takip eden okuyucularım geçen hafta Eda Taşpınar 'ın copycat Chanel kıyafeti hakkında attığım tiviti hatırlayacaklardır. Bilmeyenler için aşağıda görselini paylaşıyorum. Bu tivitim sonrası öyle bir kıyamet kopmuş ki sormayın !
 
 
İstanbul Chanel mağazalarının iyi müşterilerinden olan X hanım (hayır kendisi sandığınız gibi bu blogda fazla konu edilmeyen bir isim. Ama kendisini afişe etmek istemedi o yüzden ismi bende saklı) bu tivitim sonrası hemen Chanel mağazasını arayıp orjinaline 8500 euro verdiği bu Chanel kıyafeti iade etmek istediğini söyler. Çünkü kıyafetin "taklidinin" çok tanınan bir ismin üstünde görülmüş olması işin tüm büyüsünü bozmuştur. Chanel mağaza müşterinin haklı tepkisine anlayışla yaklaşır ve geri almayı kabul eder. Ama sebep olarak bu taklit olayı resimli belgelerle birlikte Chanel 'in Paris merkezine rapor eder. Merkez olaya büyük bir tepki gösterir. Aynı günlerde İstanbul 'da bulunan bir üst düzey Chanel yöneticide bu durumla yakından alakadar olur. Sonuçta yasal yollara başvurulmak istenir hatta kendisine bir yazı bile yazılmak istenir ama hepinizin bildiği gibi bu "esinlenme" olaylarında ki yasal boşluklar ortada. Eda Taşpınar ile şahsen görüşme yerine biraz daha yakından izlenmeye karar verilir.
 
 
Ve bu fırtına sonrası öğreniyorum ki bu konuda rahatsız olan sadece Chanel değilmiş. Bir çok lüks marka Eda Taşpınar 'ın "esinlenmelerinden" şikayetçi çünkü Chanel örneğinde olduğu gibi taklidi görünür görünmez orjinalini alan müşteriler paralarını geri istiyormuş. Markanın iyi müşterisi olanlar iade konusunda şanslılar ama yeni bir müşteriyse ne yazık ki iade konusunda ciddi sorunlar yaşanıyormuş. Ortada dönen paralar da öyle azımsanacak ölçüde değil. Tabi bunu duyunca şöyle geriye doğru gittim. Gerçekten de sezonun hit bir parçası Eda Taşpınar 'ın üstünde görüldükten sonra hiçbir sosyetik isim orjinaliyle görülmüyor.
 
Memleketin moda ikonu sayılan ismin kulis arkasında yaşattıkları ne kadar bize has bir özellik değil mi ? Ben daha ne esinlenmeler ne Brands For Less giyip orjinaldir diye gezinenleri biliyorum da herşeyin zamanını bekliyorum :) Bu yazıyı yazıyorum ama sanmayın ki Eda Taşpınar 'ı sevmem. Aksine twitter ve instagram 'da ki samimi ve sıcacık yaklaşımıyla kendisini pek bir severim hatta tarzını da beğenirim. Ama benden uyarması. Bu taklit olaylarında çekirge bir sıçrar iki sıçrar üçüncüsünde ne olur Allah Kerim !
 
Gossip Girl gibi yazımın sonuna XOXO 'yu da koyup topu size atarım ve köşeme çekilirim :)
 
UYARI : Bu konu blogumun ismi ya da linki yer almadan haber yapıldığı taktirde yasal işlem başlatılacaktır!
 

Tuesday, July 10, 2012

FATOŞ SARIGÜL 'ün Paris Haute Couture GÜNCESİ !

Moda ve sosyete haberlerini takip edenleriniz Fatoş Sarıgül 'ün Paris Haute Couture Haftası boyunca önemli 3 davete katıldığını biliyordur. Davetler boyunca neler giydiğini nerelere gittiğini gördüğümde insanı imrendiren fotoğraflarının yanısıra neler yaşadığını ve düşüncelerini de merak etmiştim. Kamera önünde güzel fotolar var ama bunun kamera arkası nedir ? Nasıl hazırlandığından duyduğu heyecana ve davetlerden detaylara kadar herşeyi merak ediyordum. Kendisiyle sıcacık bir sosyal medya dostluğumuz olduğu için hemen kendisine 2 gün boyunca neler yaşadığını benimle dolayısıyla okuyucumla paylaşmasını rica ettim. Sağolsun hiç kırmadı. Ve işte karşınızda Fatoş Sarıgül 'ün kaleminden ve merceğinden Chanel 'in mücevher tanıtım daveti, ertesi günkü Chanel ve Elie Saab defileleri. Eminim okurken sizlerde benim kadar keyif alacaksınız.

" Bundan iki ay önce temmuz ayı başındaki Chanel yeni mücevher koleksiyonu tanıtımı ve Gala yemeği davetini aldığımda hem çok heyecanlandım, hemde koleksiyonu ilk görenlerden biri olacağım için çok sevindim. Mücevherle aramdaki bağ hobi olmaktan ileri profesyonel anlamda varolduğu için çok da meraklandım. Chanel’in son birkaç yıldır mücevher sektöründe yaptığı atılım dikkat çekici. Gala yemeğinin ertesi günü gerçekleşecek Chanel defilesine ve bir sonraki günkü Elie Saab Couture defilesine de davetliydim. Böylece her zaman severek gittiğim Paris bu sefer bende daha bir heyecan yarattı. Chanel İstinyepark mağazasından Gala gecesinde giymek için özel bir tuvalet istediğimde bana çok şık incilerle işlenmiş, gümüş rengi bir kıyafet önerdiler. Tereddüt etmeden aldım :) Kıyafetime uygun incili bir çanta da istedim ama maalesef uygun bişey bulamadık. Bende kıyafetin rengine uygun bir VBH ile kombinledim. Defilelerde giymek için özel bir alışveriş yapmaya gerek görmedim ve evdeki kıyafetlerimden hazırladığım bavulumla seyahate hazırdım ;) Bu arada beni kırmayıp seyahatte bana eşlik eden eşimde yemek için yelekli siyah bir takım elbise seçti. Ayakkabılarından kol düğmelerine kadar özenle hazırlandı :) Yemeğe tamam ama defile de beni unut diye de ekledi daha yola çıkmadan!




Chanel, seyahatimiz için her şeyi mükemmel organize etmişti. Bize eşlik eden Chanel Türkiye Genel Müdürü Cangül hanım, Charles De Gaulle’e indiğimiz andan itibaren, otele varışımıza, gece için hazırlanırken makyözden kuaföre kadar her şeyi ayarlamıştı. Ben saç ve makyaj konusunda biraz tutucu olduğumdan saçıma sabah uçağa gitmeden fön çektirmiştim ve makyajımı da kendim yapmayı tercih ettim. Otelde biraz dinlendikten sonra gece için hazırdık. Davetin yer aldığı Musee du quai Branly girişinden itibaren etkileyen atmosferiyle bizi hemen havaya soktu. Girişte herkese küçük el fenerleri dağıtılması herkeste bir şaşkınlık ve heyecan yarattı. Davetliler küçük gruplar halinde karanlık bir salona alındıktan sonra Chanel’in 1932 yılında yarattığı mücevher koleksiyonu fotoğrafları ile bir slayt gösterisi izletildi. Slayt gösterisinden sonra başka bir karanlık salona davet edildik ve burada başımızı yukarı kaldırdığımızda yıldızlı bir gökyüzü animasyonuyla karşılaştık. Kayan yıldızların efekti çok hoştu. Daha sonra da daire şeklindeki salonun duvarlarının hafif aydınlatılmasıyla duvarların ortasındaki vitrinlerde yer alan mücevherler ortaya çıktı. O an herkesin nefesi kesildi diyebilirim. Yıldızlar ve kuyruklu yıldızlardan ilham alınan koleksiyonda kullanılan D renk VVS1 kalite pırlantalar inanılmaz bir ışıltı yaratıyordu. Tasarımlarla taşlar son derece uyumluydu ve her kadın o mücevherlere aşık olurdu. Bende oldum. Elimizdeki minik el fenerlerinin işlevi ise,karanlık salonlarda önümüzü görmenin yanında,ilgilendiğimiz mücevheri daha fazla aydınlatarak incelemeye olanak sağlamaktı. Mücevherlerden ayrılmak istemesemde görevlilerin davetiyle Paris’i ve Eyfel’i çok güzel bir konumdan görmemizi sağlayan teras katına çıktık. Hafif esintili, ılık havada, klasik müzik eşliğinde ve Eiffel manzarasında şampanyalarımızı yudumlamak çok keyifliydi. Yemek için salona geçer geçmez, davette Chanel kıyafet giymeyi seçmiş pek çok kadın gibi bende pişti olduğumu gördüm :) Üstelik de üzerimdeki kıyafeti, benim fikrimce anoreksik seviyesinde zayıf 80 yaşında bir kadın giymişti :))) Neyseki kıyafetin yakışanı belliydi ;) (kötüyüm kötüüüü)



Yemekde füme somon ve havyarla başlayıp, özel şarap sosunda pişmiş levrekle devam eden ikramlar çok ama çok lezzetliydi! Aman kıyafet yakışsın diye o saate kadar aç duran ben, bakan baktı gören gördü, e fotoğraf çekimi de tamam diyerekten hepsini silip süpürdüm :))) Yemek boyunca mankenlerin üzerinde dolaşan mücevherleri teker teker inceleme şansımız oldu. Gerçekten Chanel’e mükemmel mücevher koleksiyonu için kocaman alkış. Bizimle aynı masada oturan Chanel pazarlama direktörü Patrick’den öğrendiğime göre, eylül ayında şu anda 80 parça olan koleksiyon 152 parçaya çıkacakmış. İlgilenenlere duyurulur !

Gecenin sonunda, yolculuğu o gün yapmanın verdiği yorgunlukla kendimizi otele attığımızda saat epey geç olmuştu ama ertesi gün saat 10’daki defile için erkenden dikildim. Tekrar giyin, saç baş, makyaj, kahvaltıya vakit kalmadı maalesef. Chanel defilesi için Grand Palais kamelya ağaçları ile donatılmıştı ve defilenin yapılacağı salona davetliler için Fransız cafe’si ambiansı yaratılmıştı. Defile girişinde,saçındaki incili Chanel aksesuar ve inanılmaz güzel yüzü ve gülen gözleri ile bir kız dikkatimi çekti. Pek çok kişi fotoğrafını çekiyordu. Bende çektim. Meğer kız Miroslava Duma’ymış :) Tanıştığmıza memnun oldum. Hakkaten hem güzel hemde tarz sahibi !





Defilede genelde herkes yine Chanel giyiyordu, ben hariç :) Böylece pişti olmadım :) Karl Lagerfeld yine harikalar yaratmıştı. Koleksiyon çok giyilebilir parçalardan oluşuyordu. Renkli payetli bir pantolonu gözüme kestirdim ;) Defileyi izleyenlere Chanel Mademoiselle parfüm hediye edilmesi de hoş bir jestti. Defile çıkışı Türkiye’den Chanel davetlisi olan hanımlarla birlikte eşimin davetlisi olarak Hotel Costes’da öğle yemeği yiyip biraz defile dedikodusu yaptık. Eşim Emir’de o sırada kendini kesti :) Eeee centilmen olmak kolay değil ;) Chanel davetlisi kafile aynı gün uçakla Türkiye’ye döndü. Ben ve eşim ise dostumuz Elie Saab ’ın defilesi için birgün daha kalıyorduk.

O gün öğleden sonra Elie’yi ziyaret için onun ofisindeydik. Hazırlıklar tam gaz devam ediyordu. Ekibin heyecan ve stresi tavan yapmıştı. Elie’nin de gözleri yorgunluktan şişmişti ve kıpkırmızıydı. Osmanlı’dan ilham alarak tasarladığı kıyafetleri görmek için can atıyordum ama Elie’yle bir kahve ve sohbet sonrası, meraklı bakışlarımla etrafı fazla taciz etmeden sessizce çıktık :)




Defile saat 12.30’da olduğundan rahatça kahvaltı ettik. Emir de ilk defilesine katılacaktı. Yol boyunca kaç dakika sürer, bak uzun sürmez di mi deyip durdu, uzun sürerse sıkılmaktan korkarak..Defile her zamanki gibi rötarlı başladı ve birbirinden mükemmel couture kıyafetler su gibi geçti önümden. Tek bir tane yoktu beğenmediğim, hepsi mi mükemmel olur! Gerçekten öyleydi..Hepsini giymek, masalda yaşamak gibi bir şey olurdu heralde..Dantelin ve nakış gibi incecik,zarif işlemelerin olduğu kıyafetler renkleri ile de muhteşemdi..Bence Elie Saab, couture’da bir numara,üstüne tanımıyorum..O gün akşam, Elie’nin evindeki özel davete katılmayı çok arzu ettiğim halde kalamadık. Eşimin işleri nedeniyle akşam İstanbul’a döndük. Uçakta aklımda ve hayalimde Chanel’in mücevherleri ve Elie’nin kıyafetleri uçuşaraktan, İstanbul’a konduk ! "


Su gibi aktı değil mi :) Fatoş Sarıgül 'e ilgisi ve bu güzel jesti için bir kez daha teşekkür ederim. Bundan sonra böyle birinci ağızdan özel anları sık sık konu edeceğim :)

*Bu yazının ve görsellerin tüm hakları ©ModaVeSosyete 'ye aittir. İzinsiz kullanımda yasal işlemlere başvurulacaktır.


Share